Önyargılar ve 12 Kızgın Adam

Geçtiğimiz hafta 1957 yapımı 12 Angry Men isimli filmi izledim. Film, babasını öldürmekle suçlanan bir çocuğun duruşmasını konu alıyor. Çoğumuzun yine filmlerden bildiği üzere Amerika mahkemelerinde jüri sistemi mevcut. Savcı ve avukatlar mevzuyu tartışırlar bunları dinleyen jüri üyeleri ise suçlu ya da suçsuz şeklinde bir karar verir, hakim ise bu suçun cezasını belirler. İşte bu filmde de 12 kişilik bir jürimiz var. Filmin hemen başında biz duruşmayı görmeden bir odaya girip karar aşamasına geliyorlar. Eğer çocuk suçlu bulunursa cezası hakim tarafından idam olarak belirleniyor ve odaya girilmeden hakim açık bir şekilde "eğer içinizde en ufak bir şüphe dahi varsa bunu dikkate almalısınız." diyor.

Uyarı: Yazının bundan sonrası film hakkında detaylı bilgi içerebilir, eğer filmi izlemediyseniz ve bundan rahatsız olabileceğinizi düşünüyorsanız lütfen yazının devamını okumayın.

Filmin bundan sonrası tamamen 12 adamın jüri odasındaki konuşmalarıyla geçiyor. Kulağa sıkıcı gibi gelse de film boyunca hiç sıkılmıyorsunuz. Kanuna göre 12 jüri üyesinin tamamının ortak bir karara ulaşması gerekiyor eğer 1 üye bile farklı bir karar verirse, diğer üyeler o jüriyi ikna etmek zorunda ya da tersi. İlk olarak hiç tartışmadan açık bir oylama yapılıyor ve 12 üyenin 11'i suçlu yönünde oy veriyor, 1 üye ise suçsuz diyor.

Filmin sonuna kadar jüri üyelerinin isimleri söylenmiyor bu yüzden herkes karşısındakine"1 numaralı jüri", "5 numaralı jüri"... şeklinde hitap ediyor. Kararı bozan 8 numaralı jürimiz doğal olarak diğerlerinin direkt hedefi haline geliyor çünkü diğerlerine göre suç çok açık bir şekilde ortadadır ve tüm deliller çocuğun suçlu olduğunu göstermektedir. Çocuğun amiyane tabirle bir sokak çocuğu olması onun potansiyel bir suçlu olması için yeterli bir özelliktir. İşte 8 numaralı jüri bu önyargıya karşı çıkıyor ve çocuk suçlu bile olsa en azından bunu tartışmalarının gerektiğini söyleyerek aleyhte oy kullanıyor. Bundan sonra ise duruşmada anlatılanları jürilerin ağzından öğreniyoruz ve işler değişmeye başlıyor...

Film kanun sistemine getirdiği eleştiriyle, önyargıların sonuçlarını çarpıcı bir şekilde göstermesiyle, oyuncuların üstün performansları ve bir çok küçük detayla bir baş yapıt. Filmi izledikten sonra ilk aklıma gelen şey acaba bu film Türkiye'de haftada bir herkesin izleyebileceği bir saatte düzenli olarak gösterilseydi ne olurdu? Bence bir çok problemimize çözüm üretebilirdik çünkü Türkiye'de bir çok sorunun kaynağı insanların önyargısından gelmekte. Önyargılarımızı yenebildiğimiz takdirde ölüme giden bir çocuğun aslında o kadar da suçlu olmadığını görebiliriz.

Siyah beyaz filmlerden haz etmiyorsanız bile bu filmi mutlaka izleyin pişman olmayacaksınız.

0 yorum:

Yorum Gönder

Yorumunuzu aşağıdaki kutucuğa yazabilirsiniz. Eğer aktif bir hesabınız yoksa, Yorumlama biçimi:'nden Adı/URL ya da Anonim olarak yorum gönderebilirsiniz.